AnasayfaKonularBültenKinder mit besonderen BedürfnissenEğitim SözleşmeleriÇok dilde eğitim veren çocuk yuvalarıKitap TanıtımıHakkımızdaDownloads

Elternbriefe auf Arabisch

Erziehungstipps für Migrantenfamilien aus dem arabischen Sprachraum.

Neue Elternbriefe Schule

Sprachbriefe

Sprachentwicklung und Sprachförderung in 10 Sprachen

Download.
Bestellen.

Filme für Eltern

"Wie Babys sich entwickeln" - Kurzfilme für junge Eltern.

Çok dilde eğitim veren çocuk yuvaları

Çok sayıda dil, çok sayıda yaşam  

 Yazar: Inge Michels

 

Cimenligin üstünde cocuklar
Fotoraf: Rolf Kühnast, pixelo.de

Çok dilde eğitim veren çocuk yuvalarına büyük rağbet var. Uzun yıllardır süren, velilerin, çocuklarının mümkün olduğunca erken iki veya daha fazla dille temasa geçme istekleri giderek artıyor. Tam da burada, çok dilde veya iki dilde eğitim veren bir çocuk yuvası ararken, velilerin neye dikkat etmeleri gerektiği sorusu ortaya çıkıyor. “Çok Dilde Yeteneklilik” adlı kitabın yazarı olan Maria Ringler, kitabında ipuçları ve cevaplar veriyor.  

 

 

Çocuk yuvasındaki ilk gününden sonra, Nele (5 yaşında), hoplama zıplama eşliğinde “Ben artık İngilizce konuşuyorum, ben artık İngilizce konuşuyorum...” diye bağırarak bahçedeki komşu çocuklarına doğru koştu. Ve başladı saymaya: “one, two, three…”. Ona kadar sayıyor ve gayet neşeli. Annika (2) ve Serge (3), ne diyeceklerini pek bilemiyorlar. Pablo (4) altdudağını kemiriyor. O anda aklına İspanyol dedesi geliyor ve şöyle diyor: “Ben, ‘gracias’ diyebiliyorum”.

Akşamın erken saatlerinde çocukların anne-babaları sohbet etmektedirler. Nele’nin annesi, yuvada yeni bir öneri sunulduğunu anlatır: Okul hazırlığındaki çocuklar için, her Pazartesi günü, 1 saat İngilizce. Bu öneri hakkında çok farklı görüşler ortaya çıkar. Haftada bir saat yabancı dilin, üstelik bir Alman çocuk yuvasında ne önemi olabilir ki?  

Serge’nin anne-babası bunun pek bir şey getirmeyeceğini düşünüyorlar. Onların, oğullarını kaydettirmeyi istedikleri enternasyonal çocuk yuvasına eğilimleri var. Ne olurdu şu masrafları da olmasaydı... Pablo’nun anne-babası, uzun zamandan beri, oğullarını yeni İspanyol-Alman çocuk yuvasına kaydettirmeyi düşündüklerini anlatıyorlar. Annesi, “İspanya’da tatildeyken, kuzenleriyle oynamak Pablo’ya çok keyif verdi.” diye anlatıyor. Fakat yine de o ve kocası, Pablo için böyle bir yuva değişikliğinin uygun olup olmayacağını kendilerine sorup duruyorlar.  

Bu türden veya benzer düşünceleri siz de tanıyor musunuz? O zaman siz de, birçok anne ve babayla aynı durumdasınız. Geçtiğimiz yıllarda, velilerin, çocuklarının mümkün olduğunca erken, bir yabancı dille temasa geçme istekleri belirgin şekilde arttı. İki dilde eğitim veren yuvalarda bekleme listeleri oluşuyor, emekleme çağındaki çocuklardan oluşan çok dilli gruplara büyük rağbet var ve yabancı dil kursları sunan enstitüler, yeni bir hedef kitle olarak “bebe”leri keşfettiler. İşte burada şu soru ortaya çıkıyor: Yabancı bir dille her türden erken temas, gerçekten de mantıklı ve amaca uygun mudur? Ve anne-babalar, çocuklarının çok dilli büyümeleri isteklerini, en iyi ne şekilde hayata geçirebilirler? (Tükce- Almanca Veli Mektubu No: 6) Forumda bu konuyu bizimle tartışın.  

Çocuklar bir başka dili, yaklaşık 10 yaşlarına kadar fazla zorluk çekmeden öğrenebiliyorlar. Kendi ailelerinde veya dost bir ailede gözlemlenebileceği gibi, anne-babalar yurtdışına taşındıklarında çocukların nasıl çabuk bir şekilde uyum sağladıklarını, herkes gözlemleyebilir. İlkesel olarak, – bu konuda meslek dünyası aynı görüştedir – erken kazanılan çok dilliliğin birçok yararı vardır. Bir başka dilin kullanımı, öğrenme heveslisi çocuklara zevk verir. Onlar sadece yabancı kelimeleri öğrenmeye değil, aynı şekilde bu kelimelerin kültürel bağlamlarının kendilerini sürükleyişlerine de hazırlar. Şöyle bir Çek atasözü vardır: Konuştuğun dillerin sayısı kadar çok yaşama sahipsin. Ve: Kim bir yabancı dil öğrenmişse, bir başka dili kolaylıkla öğrenebilir – bu, daha sonraki mesleki nitelikler gözönüne alındığında önemli bir kazançtır. 

Anne-babalar, çocuklarını yabancı bir dile, sadece bu son sayılan düşüncelerden ötürü yakınlaştırmasınlar. Çocukların dilleri için duygusal bir bağa ihtiyaçları vardır. Her dilin öğrenimi, ilişki kurmayı gerektirir. Eğer aile içinde Almanca yanında başka bir dil konuşuluyorsa, eğer yabancı ülkelerdeki akrabalar düzenli olarak ziyaret ediliyorsa, eğer anne-babalar başka bir ülkenin kültürüne hayran iseler ve bunu çocuklarına aktarıyorlarsa – bu durumda çocuklar dil öğrenmeye açık olurlar ve bunun günlük yaşamdaki anlamını kavrarlar.  

Anne-babaların isteği ve onların dil konusundaki yeterlilikleri ve çocuğa bunu aktarışları, bu birincisidir (Türkçe-Almanca Veli Mektubu No: 2). İkincisi ise, çocuk yuvasında dil gelişiminin desteklenmesidir. O halde, anne-babalar çok dilde veya iki dilde eğitim veren bir çocuk yuvası ararken, nelere dikkat etmelidirler?  

“Çocuk yuvasında çocukların bir dil dersine ihtiyaçları yoktur, fakat bunun yerine, dil öğrenmek için düzenli, pratikle uyumlu, oyun oynar gibi ve yetenekli bir yakınlaştırma gerekmektedir!”. Bunu, İki Uluslu Aileler ve Birliktelikler Birliği’nde (iaf e. V.) Kültürlerarası Eğitim Bölümü’nün yöneticisi olan Maria Ringler söylemektedir. O, “Çok Dilde Yeteneklilik” adlı kitabın yazarıdır.   Anne-babalar için sizlerin önerileri:  

Dil ile uğraşının görülür ve duyulur olup olmadığına dikkat ediniz. Değişik dillerde oyunlar, kitaplar, şarkılar bulunuyor mu? Koridorlar ve odalardaki yazılar değişik dillerde mi? Değişik dillerde konuşmalar duyuyor musunuz? 

 

 

Her dil değerlidir. Kendi dilinize değer verilip verilmediğine dikkat ediniz.  

  • Dil öğrenimi desteğinin çerçevesini ve süresini sorunuz. Haftada 1 saat İngilizce, zararı olmayan, iyi niyetli küçük bir dürtüdür. Fakat, çok dilde veya iki dilde eğitim, dillerin çocuk yuvasının günlük yaşantısıyla bütünleştirilmesi anlamına gelir. En yaygın olan metot, “Sprachbad” (Diller Banyosu) da denilen “Immersion” metodudur.  
  • Eğitmenlerin yeterlilikleri hakkında bilgi edinin. Yuvada, anadillerini konuşan eğitmenler çalışıyor mu?  
  • Genel anlamda dil öğrenmeden bağımsız olarak, dile özenli bir şekilde yakınlaştırmaya değer veriliyor mu? Düzenli yapılan kitap okuma birimleri var mı? Masal kültürü alışkanlığı var mı ve dili oyun içinde geliştirme uğraşına dikkat ediliyor mu (Literacy-Erziehung)?  
  • Anne-babalar çocuklarıyla birlikte yuvadaki eğitimi izleyebilirler mi? Veliler için bilgileri içeren çok dilde hazırlanmış materyaller var mı?  

 

Bu listeyi tamamlamak veya kendi tecrübelerinizle zenginleştirmek ister misiniz? Bilgilenmek isteyen velilere neler tavsiye edersiniz? Forumumuza katkılarınız bizleri sevindirecektir.